Akademik başarının temel taşlarından biri, çocuğun yeni öğrendiği bilgiyi doğru şekilde işleyerek kalıcı hâle getirebilmesidir. Bunun ilk adımı ise öğretmeni anlaması ve bilgiyi zihninde “kristalize” edebilmesidir. Ancak sınav hazırlığı sürecinde ebeveynlerden sıkça şu cümleyi duyarız:
“Ama öğretmen güzel anlatamıyor.”
Elbette öğretmenin anlatım tarzı öğrenme sürecini etkileyen önemli bir faktördür; ancak tek belirleyici değildir. Çoğu zaman asıl sorun, öğretmenin nasıl anlattığından önce çocuğun derse zihinsel olarak hazır oluşu, dikkatini sürdürebilme becerisi ve kendi öğrenme stilinin farkında olmasıyla ilgilidir. Bir çocuk yeterince odaklanamadığında, öğretmen ne kadar iyi anlatsa da bilgi zihinde işlenmez; yani kalıcı hâle gelmez.
Ailelerin “öğretmen güzel anlatamıyor” söylemini sık kullanması ise farkında olmadan çocuğa iki güçlü mesaj verir:
- “Başarısızlığın sebebi sende değil, dışarıda.”
Bu düşünce çocuğun sorumluluk alma becerisini zayıflatır ve onu pasif bir öğrenici konumuna getirir. - “Sen anlamakta zorlanmıyorsun, öğretmen anlatmakta zorlanıyor.”
Bu mesaj, çocuğun öğrenme motivasyonunu düşürür ve kendi potansiyelini fark etmesini zorlaştırır.
Oysa sağlıklı olan; çocuğu suçlamadan, öğretmeni hedef göstermeden, öğrenme sürecindeki tıkanıklığın nereden kaynaklandığını anlamaya çalışmaktır. Sorun çoğu zaman anlatım tarzında değil; çocuğun öğrenme stratejilerinin eksikliğinde, dikkat becerilerindeki zayıflıklarda ya da çalışmayı doğru yapılandıramamasında olabilir.
Bu nedenle sınav hazırlık döneminde ailelerin odaklanması gereken asıl konu; öğretmenin nasıl anlattığı değil, çocuğun bilgiyi nasıl aldığı, nasıl işlediği ve nasıl pekiştirdiğidir. Bu noktada profesyonel destek, özellikle de online eğitim danışmanlığı, çocuğun zihinsel süreçlerini güçlendirerek öğrenmeyi daha etkin hâle getirebilir.
Öğretmen dışarıdan gelen bir kaynaktır; fakat çocuğun gerçek öğrenme kapasitesini belirleyen asıl yapı içeridedir:
dikkat becerileri, zihinsel süreçler, çalışma düzeni ve doğru öğrenme stratejileri.
